
Meslek Liselilerin Meslek Liselilerinde yapılan sömürülere karşı başlatmış olduğu "KÖLE DEĞİL MESLEK LİSELİYİZ" kampanyası ile ilgili İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bildiri dağıtımı yapıldı, imzalar toplandı. Etkinlik süresi boyunca sesli ajitasyon yapılarak talepler dile getirildi.
Halkımız kampanyayı olumlu bularak, Meslek Liselilerin vermiş olduğu mücadeleyi desteklediler ve onların yanında olduklarını paylaştılar. Meslek Liseliler haklarını alana kadar mücadelelerine devam edeceklerini dile getirdiler.
|
Merhaba, Bizler; Turizm’den Ticaret’e, Sağlık’tan Elektronik’e Motor’a, çok farklı alanlarda eğitim öğretim yapılan dört binden fazla Meslek Lisesi’nde okuyan, Meslek Liseli Öğrencileriz. Birçoğumuz ailelerimizin içinde bulunduğu maddi zorluklar nedeniyle, “hiç olmazsa bir meslek sahibi olurum” diyerek meslek liselerini tercih ettik. Biz Meslek Liselerini seçerken yaşadığımız ekonomik zorluklara ve bunların sonucu olan birçok sıkıntıya çözüm bulmayı amaçlamıştık. Ama hiç de öyle olmadı. Okullarımızda gördüğümüz eğitimin teknik ve akademik eksikliklerinin yanısıra, staj sırasında uğradığımız birçok haksız uygulama ve gördüğümüz insan onurunu ezen muamelelerle, sorunlarımıza yeni sorunlar eklenmiş oldu.
Her şeyden önce meslek liselerinde verilen eğitim nitelikli ve bilimsel bir eğitim değil. Müfredatlar diğer liselere göre farklı olduğu halde üniversite sınavlarında aynı sorularla sınanıyoruz. Bu yüzden birçoğumuzun ailesi zaten eşit olmayan bu yarışta biraz da olsa iddialı olabilmemiz, üniversiteye girebilmemiz için dersanelere binlerce lira para dökmek zorunda kalıyor. En önemli sorunumuz okullarda haksız yere köle gibi çalıştırılmamız ve stajlarda yaşadıklarımızdır. Kimi meslek liselerinde “uygulama” adı altında ücretsiz ve güvencesiz çalıştırılmaktayız. Okullarımızda öğrenci-öğretmen ilişkisini değil, patron ya da ustabaşı-işçi ilişkisini yaşıyoruz. Çalışma saatlerinde piyasaya mal ya da hizmet üretiyoruz. Yani ürettiklerimiz bir değer içeriyor ve insanların kullanıma sunuluyor. O zaman soruyoruz: Ürettiklerimiz değerli de, üreten bizlerin emeği değersiz mi? Üstelik bu çalışma saatleri günde 14–15 saati bulabiliyor. İnsan doğal olarak soruyor: Biz bu meslek lisesine okumaya mı geldik yoksa kölelik yapmaya mı?. Staj uygulamalarında yine ücretsiz ya da çok komik ücretlerle çalıştırılıyoruz. Staj süresi boyunca emeklilikte geçerli olacak uzun vadeli sigorta primlerimiz (malullük-yaşlılık ve ölüm sigortaları) ödenmemekte, sadece iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası primlerimiz ödenmektedir. Yani öğrencilik dönemindeki sigortaların emekliliğimize herhangi bir etkisi yoktur. Bu durumda önemli bir hak gaspına uğruyoruz. Binbir zorluklarla staj yapıyoruz. Staj yaptığımız yerlerde kendi alanımızla ilgili eğitim görmüyor, deneyim elde etmiyor, patronun-işyerinin angaryalarına, temizliğe, yük taşımaya koşturuluyoruz. Sürekli hakaretler, küfürler işitiyor yeri geliyor dayak bile yiyoruz. Hiçbir denetim ve değerlendirme kriteri olmadığı için patronun “stajını yakarım” cümlesinin eziciliği altında kölece muamele görüyoruz. Staj yaptıkları işyerinde sakatlanan, hayatını kaybeden arkadaşlarımız bile oluyor. Meslek liselerinde bunlar yaşandığı için bazı arkadaşlarımız okullarını değiştiriyor. Asıl sorun, bunlar olurken bizlerin her türlü hak arama olanağından mahrum olmamız. Devletin yaratması gerekirken, yaratmadığı teknik olanakları; “Kaz Gelecek Yerden Tavuk Esirgenmez” diyerek, Parababaları şirketleri okullarda laboratuvar, atölyeler açarak yaratıyor. Buralarda yine stajda gördüğümüz muameleden farklısını görmüyoruz. Hatta daha kötüsünü görüyoruz. Şirketler tarafından yapılan bu atölyelerde, uygulama laboratuvarlarında iş garantisi vaadiyle, asgari ücretin çok çok altında ücretlerle çalıştırılıyoruz. Okul bitince iş başvurusuna gidiyoruz, “şanslı” olan birkaçımız dışında kimseye dönüp de bakmıyorlar. Niye? Çünkü bizle olan işleri bitti, sömürecekleri kadar sömürdüler ve asgari ücretin çok altında çalışacak yeni meslek liseliler geldi doldurdu yerlerimizi de ondan. Bizi işe alsalar en az asgari ücret ödemek zorunda kalacaklar. Liselerde kurdukları atölyelerde-laboratuvarlarda, bizi kendimize ve bizden önce işçi, teknik eleman olmuş abilerimize, ablalarımıza ihanet ettirmiş oluyorlar. Bizim gibi asgari ücetin altına çalışacak liseliler olduğu sürece asgari ücreti de artırmazlar, istihdamı da. Asgari ücretin sefalet ücreti olmasının tek nedeni bu durum değil elbette ama parabablarının elindeki kozlardan biri de bu. İnsan durup bir düşünüyor zaten. Bu Parababaları, şirketler, holdingler eşeği sağlam kazığa bağlamadan iş yaparlar mı? Yapmazlar. Olan yine biz meslek liselilere oluyor. Evet “meslek lisesi memleket meselesidir” ama memleket parababalarına ve onların çıkarlarına emanet edilemez. Eğer meslek lisesinde okuyorsan bu sorunları yaşıyorsundur ya da bir gün mutlaka yaşayacaksın ve ne kadar haklı olduğumuzu görüyorsun ya da göreceksin. Amacımız bu gidişe bir dur demek ve bir şeyleri değiştirebilmek. Bu, biz meslek liseliler için artık bir onur meselesi. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ve er ya da geç biz kazanacağız. Sen de gel bu çağrımıza kulak ver. “Bana ne” deyip geçme. Unutma ki hep birlikte hareket edersek bir şeyleri başarabiliriz. Yoksa bu sorunlar katlanarak devam eder ve olan bize olur. Biz, öğretimin üretimle iç içe olduğu bir eğitimi savunuyoruz. Ama sömürülmek istemiyoruz. Tekniğin ve bilimin son olanaklarını öğrenmek ve onlardan faydalanmak istiyoruz. Ama bunu parababalarının ihtiyacını gidermek için değil; vatanımız ve halkımız için istiyoruz. Sen de gel bize katıl. Kölece değil insanca bir eğitim için Sömürüsüz ve zulümsüz bir eğitim için Onurumuzu ezmeyen, yücelten bir eğitim için Mücadele edelim!
Köle Değil Meslek Liseliyiz! Staj Sömürüsüne Hayır! Meslek Liselilerin Sömürülmesine Hayır! Eğitimde Sömürü İstemiyoruz! Ucuz İşgücü Olmayacağız!
www.koledegilmeslekliseliyiz.org www.facebook.com/koledegilmeslekliseliyiz
KÖLE DEĞİL MESLEK LİSELİYİZ Yoldaşlar, hepimizin bildiği gibi Van’da meydana gelen deprem yüzünden insanlarımız büyük acılar yaşamakta. Bazı gericiler Körfez depremi için “dansöz oynattıkları için Allah cezalarını verdi‘’ demişlerdi. Bu deprem için de bazı ırkçılar ‘Kürt oldukları için oldu, bu da Allahın bir cezası’ tarzı akıl ve mantık dışı söylemlerde bulunuyorlar. Özellikle okullarımızda gençlerin beyinlerini bu şekilde yıkayan faşist-ırkçı örgütlenmeler faaliyetlerini yoğun bir şekilde devam ettiriyorlar. Şeriat özlemcisi, AB-ABD emperyalistlerinin yerli uşağı Tayyipgiller ise yaşadığımız her doğal afette olduğu gibi bunun bir kader olduğuna halklarımızı inandırmak istiyorlar. Yani bizleri yine Allahla aldatıyorlar.
Halk Kurtuluşçu Liseliler olarak, kahraman gerilla Che Guevara'nın bedence aramızdan ayrılışının 44. yıldönümünde alanlardaydık. Karşıyaka metro önünde toplandıktan sonra slogan atarak yürüyüşe geçtik. Halkın Kurtuluş Partisi Karşıyaka ilçe örgütü binasına asılı Che Guevara afişi önünde saygı duruşuna durduk. İş Bankası'nın önünde basın açıklaması yaptık. Yoldaşlarımız Che'nin Fidel'e ve çocuklarına yazdığı mektupları okudu. Ardından bir yoldaşımız Che'nin bedence aramızdan ayrıldığını, bizim bu davanın devamcısı olduğumuzu anlatan şiirini okudu. Anma halkımızın, özellikle gençliğin dikkatini çekti.
Neden Parasız Eğitim için Mücadele Etmeliyiz? Eğitim en temel “insan” hakkıdır. Devlet Üniversitelerini kazanabilenlere ve dolayısıyla ailelerine yüklenen kayıt ücretleri, har(a)çlar, zorunlu “bağışlar”, ulaşım, beslenme ve barınma masraflarının toplamı asgari ücretin üzerindedir. O zaman “eğitim”, paran varsa kullanılabilen ve harcadığın kadar genişleyen bir haktır. Demek oluyor ki Eğitim; “insanlığın” hakkı olamadığı müddetçe; toplum içindeki bireyin hakkı korunamaz. Kurtuluş Partisi Gençliği; toplumun geleceği olan gençlerimizin ezici bir çoğunluğunun hiç edildiği, ailelerinin çocuklarını okutmak için acı çektiği bir düzenin halkımıza ve vatanımıza yarar sağlayamacağını açıkça ifade ediyor.
Sevgili Liseli arkadaşlarımız, değerli Velilerimiz; Bir eğitim yılı daha başladı. Her birimiz hedeflerimize bir adım daha yaklaşmayı umduğumuz yeni öğretim yılına heyecanla, umutla ve biraz da endişeyle başladık. Neden mi endişeliyiz? Çünkü bu yıl diğerlerinden biraz farklı. Üniversiteye girişte uygulanan iki aşamalı sınavdan ilki olan YGS’de yaşanan şifre yolsuzluğu herkes tarafından bilinmektedir. Yıllarca kendini bu sınava hazırlayan, binbir emek verip, dershanelere binlerce lira para harcayan öğrenciler yaşanan bu yolsuzlukla büyük bir yara aldı. Biz öğrencilerin ve ailelerin psikolojileri çok derinden etkilendi. Öyle ki bu strese dayanamayan Kars, Mersin ve Iğdır’da 3 genç yaşamına son verdi. Biliyoruz ki yaşanan kopya olayı ilk değildi. Ama eğitim sistemini baştan sona iğdiş eden Tayyipgiller son sınavda mızrağı çuvala sığdıramadı. Bu yüzden biz liseliler geleceğimizi belirleyen üniversite sınavının güvenilirliği konusunda endişeliyiz. Elbette ki tek sorunumuz bu değil. Liseye kayıt sürecinden üniversite sınavına kadar türlü eziyetlere katlanmamız gerektiğini biliyoruz.
Kurtuluş Partisi Gençliği 4. Geleneksel Gençlik Kampını Gerçekleştirdi
TOPLUM VE DOĞA BİRBİRİNDEN AYRILMAZ BİR BÜTÜNDÜR Kurtuluş Partisi Gençliği’nin 5-6-7 Ağustos 2011’de düzenlediği 4. Geleneksel Gençlik Kampı’nda, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen birçok Kurtuluş Partili buluştu.Ankara’nın Çamkoru Ormanları’nda gerçekleştirilen kampta doğayla nasıl mücadele edeceklerini öğrenen partililer, bunun yanında tiyatro, müzik, sportif faaliyetler ve siyasi eğitim seminerleriyle hem bedence hem kafaca kendilerini geliştirmenin mutluluğunu yaşadılar.
Kurtuluş Partisi, Sivas Katliamı'nı Türkiye'nin dört bir yanında yaptığı eylemlerle lanetledi. Ankara, Bursa, İskenderun'da ortak yapılan mitinglere katılan Kurtuluş Partililer ve Halk Kurtuluşçu Liseliler bulundukları diğer illerde de yaptıkları basın açıklamaları ve etkinliklerle katliama karşı öfkesini haykırdı.
Halkımızın bu ve benzeri katliamlara karşı örgütlü olması gerektiği vurgulandı. Etkinlik için Yamanlar Mahallesinde bulunan İPSD İzmir Şubesinin önünde toplanıldı. Saat 20.30’da etkinliğin yapılacağı alan olan Nazım Hikmet Meydanına doğru yürüyüş başlatıldı.
|














